2012 Mayalar-Foton Kuşağı-Marduk

BU ARALAR kafayı bu 2012 ye takmış durumdayım. Ha batıl inanç, efendim tırstım , şu bu değil. Konuyu merak ediyorum.

Anlatılanlar, gizemler, bunun akla ve mantığa yatma ölçüsü vs..

aralarında 2 yıl sapma var bu sebepler 21 aralık 2012 değil, 21 aralık 2010 diyen var,

marduk geliyor diyen var..

dna yapısı 2 liden 12 li geçecek diyen var..
SR dedikleri bilmem kim rezonansı var..

maya takvimi şu bu bi sürü kaynak..

inanç bi yana keyifli ve sürükleyi bir bilim kurgu efsane filmi gibi bişiiii

kayıp kıta atlantis, mu ve mayalar..

daha öncede Atatürk'ün Tahsin mayatepek ' i gönderdiğini , araştırma yaptırdığını biliyorum.

ezoterizm var , inisiyasyon var.

hepsi birbirine giriyor bir sürü eğlenceli kaynak.. bunların hepsini buldukça buraya kopyalayacağım..

derli toplu bir kaynak olsun..
sıkıntı olmasın....


önemli not: bundan sonraki yazılar internette gezdiğim sayfalardan kopyalamalarımdır.

*-*-*-*-*-*-
*-*-*-*-*-*-*-
*-*-*-*-*-*-*
Dünyamızın zamanının `Bilge bekçileri` olarak adlandırabileceğimiz Mayalar uzun yıllar önce dünya için bir `uzun takvim` hazırlamışlardı. Bu takvimin 21 Aralık 2012 yılında sona erdiği biliniyor. 2012 yılında dünyanın sonunun geleceği fikrinin ve takıntısının temelde buradan kaynaklandığı söylenebilir. Ancak bu tahmini yapmış olanlar sadece Mayalar değil, aynı türde bir tahmini Nostradamus da yapmış, Doğu Asya`nın triagramlarında da var bu tahmin.


Ayrıca Tevrat`ın şifrelerini çözmek için çalışan uzmanlar, 2012 tarihinin Tevrat`ın şifrelerinde bulunduğunu söylüyorlar.


Şu anda 2012 yılında o tarihte herhangi bir felaket olması için ortada hiçbir kesinleşmiş bilimsel veri bulunmasa da çok farklı sayıda kaynakta aynı tarihin işaret edilmesi, bize konu hakkında en azından zihnimizi açık tutmak ve duyarlılık konusunda uyarıcı olmalıdır.

-----------------------

2012`de büyük bir kutup değişikliği olacağı yani Kuzey Kutbu ile Güney Kutbu`nun yer değiştireceğini, ayrıca gökyüzünde büyük bir kara delik patlaması yaşanılacağını, yeryüzünün evrenden magnetik bombardımana tutulacağını söyleyenler de var.

-------------------

dünyamızın çok büyük bir gezegen tarafından ziyaret edileceği senaryosu da var. Bu da bizim meşhur Marduk`umuz. Marduk`un gelişiyle ilgili Türkiye`de dünya çapında bir uzman ve Burak Eldem o konuda önemli bir kitap yazmış

----------------------

Mayaların uzun takvimi 21 Aralık 2012 tarihinde sona eriyor. Astrolog Oğuzhan Ceyhan, bu tarihin gerçekte 21 Aralık 2010 olması gerektiğini söyleyerek aslında fazla olmayan keyfimi biraz daha kaçırmayı başardı.


Ama şu da bilinsin; o gün biten takvim ertesi gün `1` diye tekrar başlatılıyor.


Yani bir şeyler olacak ama takvimin yeniden başlatıldığına bakarak bunun illa da bir son demek olmadığını söyleyenler de bulunuyor.

--------------

Önümüzdeki yıllarda büyük bir bilinç ve sosyal değişim olacağını, büyük sistem değişiklikleri yaşanabileceğini, Maya takviminin `son ve yeni başlangıç` derken işte asıl bunu kastettiğini söyleyen uzmanlar bulunuyor.

---------------

İlk önce bu konuda çok sayıda kitap yazıldı. Hatta `Complete Idiot`s Guide to 2012` (Tamamen Aptal Olanlar İçin 2012 Rehberi) adlı bir kitap bile var.

------------

arkadaşlar daha önce buna dikkat edeniniz yada araştıranınız oldu mu bilmiyorum ama şunları söylemek istiyorum...

aşure günü, yani muharrem ayının 10u dinimiz açısından önemli bir aylık sürecin başlangıcıdır. bu günde nuhun gemisi karaya oturmuş, hz ibrahim ateşten kurtulmuş, hz musa denizi ikiye yarmış, hz yusufun kuyudan kurtulmuş, hz yunus balıgın karnından cıkmıstır... muharremin onunun yani aşure günün cuma akşam namazına geldigi bir gün kıyamet kopacaktır diye bi inanış mevcuttur...


internetten bi hicri takvim bulup baktıgımızda , 2012 yılında muharremin onu cumayı cumartise baglayan gece oluyor, yani cuma günü akşam namazından itibaren aşure günü başlıyor...

buraya kadar ilginç, dahası var... tam tarihe bakacak olursak 24 kasım, bir aylık sürecin başlangıç günü... şimdi tam bir hicri ay ekleyelim (28 gün)... bu bi aylık sürecin son gününün 21 aralık 2012 oldugunu görüyoruz..

. bize mayalar tarafından vaadedilen tarihe tam oturuyor...


----------------------------

kıyam sözcügü arapcada ayağa kalkmak manasındadır, kıyametin bir yıkım oldugunu düşünüp kendimizi korkutup değişimden kaçmamıza gerek yok..

------------------

Bazı araştırmacılara göre, Mısır piramitlerinin yapım yılı M.Ö 10,500 olabilir. Biz yazıyı, M.Ö 4000’ler civarı bulurken, bir başka uygarlık 10,500’lerde dev mimari yapılar yapıyor ise, o zaman bizim yazıyı bulduğumuz tarihin gerçekliği ile ilgili modern arkeolojik gözlemlerde anlaşılamadık ve alışılmadık şeyler var demektir. Mısır ile ilgili göksel tarihlemenin 10,500 ile olan bağını incelemek için Robert Bauval ve Adrian Gilbert’ın 1994 yılında hazırladıkları “Orion Mystery” isimli kitap ile Graham Hancock ‘un araştırmalarına bakabilirler.

--------------

21 Aralık 2012 hakkında ve Maya kehanetleri zamanın sonu veya yaradılış ile ilgili çalışmalar yaparken, yıllar önce İngiltere’de birlikte çalıştığım ve bugünlere gelmeme sebebiyet veren , hocam Nicholas’ın birkaç sözünü hatırlatmak isterim. “Büyük felaketler veya büyük değişimlerden önce önemli bir Ay ve Güneş tutulması olur. Ay ve Güneş tutulmaları sosyal toplum içinde çok büyük değişimlerin olacağı dönemleri gösterir Sevgili Oğuzhan” demişti. 90’lı yılların başı idi. 19 yaşın vermiş olduğu gençlik ve delilik ile Güneş ve Ay tutulmalarının önümüzdeki dönemlerdeki etkilerini hesaplamaya çalışmıştım. 1999 yılında oluşacak olan Güneş tutulmasının çok ciddi felaketlere sebebiyet vereceğini ise 4 yıl önceden söylemiştim. Bunlar o zamanlar yazıldı,duyuruldu. Her neyse, 21 Aralık 2012’ye gelirsek, öncesinde ve sonrasında çok önemli bir tutulma döngüsü görünmemekte.

21 Aralık 2012’nin hemen öncesinde Haziran ayında oluşacak olan Venüs tutulumu 2012 ve sonrasında oluşacak olan olayları da tam anlamı ile ifade etmiyor. O zaman Maya takvimi ile Miladi takvim arasında bir farkın olabileceğini düşündüm kendimce. Ve gerçekten beni haklı çıkaracak şeylerde buldum. 21 Aralık 2010’da Mayaların yaşadığı Guatemala ve Meksika’nın güneyi civarında çok net görünecek bir Ay tutulmasının olacaktı. Sonrasında bu anlamda internette yaptığım araştırmalarda Cotterell gibi ciddi astrofizikçilerin aslında Maya ve Miladi takvim arasında iki yıllık fark olabileceğini yazdıklarını hayretle gördüm. Tabii ki bir ben düşünecek değildim bu mantığı. Ve o sırada hocam Nicholas’ın büyük felaketlerden önce önemli Ay ve Güneş tutulmaları olur” sözü yeniden aklıma geldi.

Evet sevgili okuyucular hepimizin 21 Aralık 2012’de beklediği Maya kehanetlerindeki asıl tarih bence 21 Aralık 2010’dur.

 

-----

Ayın 28 günlük döngülerinin tüm canlılarda üreme ile ilgili bir zamanlamaya sebebiyet verdiğini, Venüs’ün gökyüzündeki pozisyonunun insanın dişi cinsi dahil tüm dişilerde hamileliğin başlangıcı ve sonlanması ile ilgisi olduğunu ifade eden yüzlerce eski parşömen vardır. Biz profesyoneller biliriz ki çoğunlukla da bu eski kadim zamanlardan kalan parşömenlerden kalan yazılar şaşırtıcı bir derecede işe yaramaktadır.

----

Marduk hakkında gözlemler ve iddalar,


1976: Zecheria Sitchin'in 12. Gezegen kitabı piyasaya çıktı.

1979: Zecharia Sitchin'in kitabının piyasaya çıkmasından 3 yıl sonra Amerikan Astronomi Birliği Planet X projesini başlattı.

1981: Pluto'nun yörüngesinde saptanan düzensizlikler üzerine 10. gezegenin var olup olmaması üzerine araştırmalar başlatıldı.

1982: NASA RESMİ olarak 10. gezegenin varlığını KABUL ETTİ.

1983: Nibiru NASA'ya ait IRAS uydusu ile 10. gezegen ilk defa GÖRÜLDÜ.


1998: 1970'li yılların başında gönderilen uzay araçlarının uzaklaşma hızlarındaki azalmalar dikkat çekti.90'lı yılların başında bunun nedeni anlaşılamadı.Bu sene ise bunun 2001 KX76'nın(yani Niburu/marduk´un) çekim gücünden kaynaklandığı öğrenildi.

Şubat 2001: Kuiper Kuşağı çevresinde dolanan CR105 isimli kuyrukluyıldızın yörüngesindeki belirgin düzensizlikler üzerinde çalışmalar başlatıldı. Düzensizliklere orada büyük bir gezegenin sebep olacağı sonucuna varıldı.

11 Nisan 2001: National Optical Astronomy Observatory tarafından onuncu gezegen,KX76 olarak onaylandı(yani ismini değiştirmişler)


2001: Deep Ecliptic Survey isimli proje kapsamında Nibiru'nun ilk dijital resimleri çekildi (Tucson yakınlarındaki (AZ) Kitt Peak Ulusal Gözlemevi ve Şili'deki Cerro Tololo Inter-American Gözlemevi)


2001: Nibiru'nun albedosu, rengi ve diğer özellikleri saptandı (6.5-metrelik Magellan Teleskopu ile Las Campanas'taki gözlemevinde).(Şili)


2003: 10. Gezegenin yaklaşmasının etkisiyle dünyanın her tarafında çeşitli büyüklüklerde depremler olmaya başladı.
Can kaybına yolaçmayan bu depremlerin sayıları artmaya başladı.

1980'li yılların ortalarından itibaren meydana gelen Güneş'teki anormallikler sebebi anlaşılamamıştı. Nibiru'nun etkisi ile Güneş'teki değişiklikler dünyadaki tüm güneş gözlemevlerinde incelenmeye başlandı.

17 Nisan 2003: 2001 KX76'nin ismi Ixion olarak değiştirildi.

---------------

Mayalar, 21 Aralık 2012 den sonrası için de insanlığın büyük bir kıyam yaşayacağını ve bu kıyamın 130 yıl devam edeceğini, 130 yılın sonunda uygarlığın yıkılarak yeniden kurulacağını anlatmışlardı. Bunu da 13. Güneş devri olarak adlandırmaktalardı. Maya gök bilimcileri 6000 yıllık büyük gökyüzü döngülerini güneş döngüleri olarak kabul eder. Mayalara göre bu devir bitmektedir.

-------------

Bilindiği gibi 21 Aralık tarihi yılın en kısa günüdür. John Major Jenkins, 21 Aralık 2012’de gökyüzünde oluşan astronomik konumların, oldukça sıradışı birleşmelere işaret ediyor. Bunların en önemlisi, gezegenlerin ve Ay’ın üzerinde hareket ettiği, “Ekliptik” olarak adlandırdığımız “tutulum çemberi”nin, tam 21 Aralık günü Samanyolu’nun dünyadan görülen ekvatoral çizgisiyle kesişmesi. Bu kesişmenin, modern astronomik ölçümlere göre "galaksimizin merkezi” olduğu belirlenen noktada (süper karadeliklerden biri olduğu düşünülüyor.) gerçekleşmesi, bu tarihi daha da ilginç kılıyor. Ama daha ilginci, 21 Aralık günü Güneş’in de tam “gündönümü” sırasında bu noktayla aynı hizaya gelmesi. Astronomik deyişle “Gündönümü Güneşi”, Ekliptik ile Samanyolu kuşağının “galaksi merkezi” olduğu belirlenen noktayla aynı hizada kesiştiği koordinata yerleşiyor. Bu birleşim, Mayalara göre, “Güneşler” olarak adlandırdıkları devrelerin beşincisinin noktalandığı anı belirlemekte.Maya kozmogonisine göre, dünyanın geçmişi, 13 Baktun’luk (aşağı yukarı 5125 yıl) devrelerden oluşur ve bunların her birinin bitimi, dünya için radikal değişimler ve büyük yenilikler içerir. İçinde bulunduğumuz devre, Mayalara göre beşinci ve son devredir ve 13.0.0.0.0 tarihinde son bulacaktır. Bizim takvimimize göre sözü edilen bu tarih, 21 Aralık 2012’ye denk gelmektedir.

---------

Güneş – Pleiades – Zenith buluşmasıdır ve bu astronomik olayın gerçekleşme tarihi de 20 Mayıs 2000’dir. Mayalar, 13 Baktun’un hemen öncesine denk gelen bu astronomik buluşmayı, bir sürecin başlangıcını işaretlemek için kullanmışlardı Ünlü Kukulkan piramidinin tepesinde, doğrudan Zenith’e yöneltilmiş, çıngıraklı yılan kuyruğu biçiminde bir sütun yer alır. Çıngıraklı yılanın kuyruğundaki “çıngırak” işaretleri, Maya kültüründe Pleiades’in simgesidir. Çıngırağın biraz aşağısında, “Ahau yüzü” olarak adlandırılan bir kabartma vardır ve bu da, Güneş’i simgelemektedir. Bir bütün olarak Kukulkan piramidinin tepesindeki şekil, Güneş – Pleiades – Zenith buluşmasına işaret etmektedir yani.

------------

Dünyanın kalp atışı kabul edilen bir elektromanyetik rezonans vardır. 1954 ten beri bilinip, ölçülen bu değer, bulucusu Alman fizikçi Schumannın adıyla anılan, Schumann Rezonansı olarak, SR simgesiyle anılır ve Dünya yüzeyi ile 55km. lik atmosfer sonrasındaki iyonosfer arasındaki bölgede ölçülmektedir.

-----------------------

Dünyanın rezonansı (Schumann Resonance) binlerce yıldır 7.4 Hz.’di. 1980li yıllardan beri 12Hz’e ulaştı. Bu, bugün yaşadığımız 24 saatin eski zamanda 16 saate eşit olduğunu göstermektedir. Zaman hızlanıyor.

----------
Yıllar yılı 7.8 değerini koruyan ve yıllar içerisinde yükselen bu değer, bugün 12 devir/sn ye ulaşmıştır. 13 devir/sn lik değer zero point olarak anılır ve Dünyanın dönmesi bu değere ulaştığında duracak ve Dünya tersine dönmeye başlayacak.

------

Eğer bilgisayar ortamında yapılan teorik modellerin sonuçları doğruysa 2012 yılı civarında bizi bir Manyetik Kutup kayması bekliyor.

------

Mıknatıslardaki güney ile kuzey'in yer değişmesi olayı kısaca. Ancak bu bir anda başlasa da, bir günde biten bir olay değil. Manyetik yapının tekrar dengeye gelmesi ortalama 3000 yıl kadar sürüyor(muş).


------------

Manyetik kayma demek, dünyanın manyetosferinin, yani manyetik kalkanının bir süreliğine kapalı olması demek. Güneş'ten veya uzaydan gelecek her türlü etkiye açık olacağız demek.

Güneş'ten gelen zararlı ışınlar ve kozmik ışınlar direkt dünya yüzeyine ulaşacak. En basit sonucu milyonlarda kanser vakası.

----------

(Mayaların dediği gibi 2012 de kıyamet Güneşten gelecek).

---------

1959 yılına dönelim ve Bedri Ruhselmana gösterilen vizyonda da söylendiği gibiDünya ekseninin yönünün değişmesi Ayrıca,Büyük Mutasavvıf Muhiddin-i Arabî ile İnsan-ı Kamîl kitabının yazarı Abdülkerim Ceylî kıyamet anlatımlarında benzer ifadelerle; Kıyametin bir başka alâmeti dahi; Güneşin battığı yerden doğmasıdır Bundan sonra tövbe kapısı kapanır ! Daha önce iman etmemişse, artık bundan sonraki imanı nefse fayda vermez!.. demişlerdir.

----

Nostradamus terimi Latince’de “bizim hanımımız” anlamına gelmekten ziyade “biz bizim olan şeyleri veriyoruz (damus)” ya da “biz derde deva olan şifa ilacını (pancea, panase) veriyoruz” anlamına gelir.

---

Nostradamus’un yüzlüklerinde deşifre edilememiş sözcüklerden biri de, özel bir isim olmamakla birlikte, anlamsız bir sözcük olan “chyren” sözcüğüdür. Yüzlüklerde sık sık sözü edilen “Grand Chyren” ifadesinde bir harf oyunu olduğunu varsayanlara göre, Nostradamus’un kimi zaman “en yüce hükmedici”, “alemin hükümdarı” niteliklerini verdiği, ne olduğu anlaşılamamış bu ad, sıradan bir kralı değil, Fransızca’da “Büyük Köpek” anlamına gelen “Grand Chien”i, yani Sirius’un bulunduğu Büyük Köpek (Grand Chien) Takımyıldızı’nı ve bu takımyıldızdaki “Yüce Köpek” lakaplı Sirius’u ifade etmektedir.
---

Sirius, aynı zamanda, yer aldığı takımyıldızdaki önemli rolünden dolayı, geleneklerde köpek-yıldız olarak da adlandırılır.[2] Bu yıldız pek çok mitolojik ve folklorik öykülere Güneş’ten bağımsız bir biçimde konu olabilmiştir. Sirius-A’nın helyak doğuşu antik Mısır’da Nil Nehri’nin taşmalarını, antik Yunan’da “köpek günleri”nin (kavurucu sıcak günler) başlangıcını, Polinezya’da kışı haber veriyor, Pasifik Okyanusu’nda ise gemicilere önemli bir işaret oluyordu.

---

Sirius (Arapça adıyla Şi'ra-yı Yemani ya da kısaca Şi’ra) Güneş hariç tutulursa, Kuran’da adı geçen tek yıldız olup, kendisinden Necm (-Arapça’daki anlamı yıldızdır-) suresinde söz edilir.İlginç bir rastlantı, sözkonusu yıldızdan surenin 49’uncu ayetinde söz edilmesi ve aynı surenin 9’uncu ayetinde iki yıldızın yörüngelerini ima edercesine “iki yay” ifadesinin geçmesidir. Her iki ayetin sayıları yani 49 ve 9 yan yana getirildiğinde ise sözkonusu yıldızların kimi astronomlarca ileri sürülmüş dolanım süreleri olan 49,9 (yıl) sayısının oluştuğu görülmektedir. Fakat dolanım sürelerinin 49.9 yıl olmadığını, daha az ya da daha çok olduğunu ileri süren astronomlar da vardır. Sirius yıldızından Zend Avesta'da da söz edilir. Birçok kutsal metinde sözü edilen tek yıldız olan Sirius, yeryüzündeki birçok uygarlık için de en kutsal yıldız olmuştur.

---


Eski Mısırlılar için de Sirius çok önemli bir yıldızdı. Hatta Keops Piramitinin, kral odasındaki üst çıkış koridorunun direk olarak Sirius'u gözlemleyecek açıda yapıldığı söylenir.

---

Dogonlar’ın ünü, ortaya attıkları ilginç ve şaşırtıcı iddiadan ileri gelmektedir. Bu Batı Afrika kabilesi, atalarının dünyadan 8,6 ışık yılı uzaklıktaki Sirius yıldız sisteminden gelen uzaylılar tarafından eğitildiklerine inanmaktadır. Bu kadar ilkel ve her şeyden uzak bir biçimde yaşadıkları halde gökbilim alanında olağanüstü ayrıntılı bilgiye sahip olmaları da bu iddialarını desteklemektedir.

----

1931 yılında Fransız insanbilimcileri Marcel Griaule ve Germaniae Dieterlen, Dogonlar’ı geniş çapta incelemeye karar vermiş ve 21 yıl boyunca Dogonlar’la yaşamışlardır. Bu iki insanbilimcinin araştırmaları Dogonlar hakkında pek çok bilinmeyenin keşfine olanak sağlamıştır.


Dogon’ların Gizemi Neydi?
Orion yıldız kuşağının hemen yanında bulunan ve Köpek Yıldızı olarak da bilinen Sirius yıldızı ve onun çevresinde döndüğüne inanılan yıldız ve gezegenler, Dogon mitolojisinin temelini oluşturmaktadır. Dogonlar, Sirius yıldızının en parlak yıldız olduğunu, Sirius’un yanında çıplak gözle görülmeyen küçük, yoğun ve sönük bir yıldızın daha bulunduğunu ve bu yıldızın tam konumunu biliyorlardı.

---


Dogonlar üzerinde araştırma yapan Amerikalı bilim adamı Robert Temple, bir Nommo uzay gemisinin gelişini ve dönerek yere inişini simgeleyen resimler bulmuştur. Geminin Dogon ülkesinin güneydoğusuna indiği söyleniyordu. Dogon rahipleri geminin inişini tanımlarken onun kuru toprağa indiğini ve oluşturduğu girdap dolayısıyla bol miktarda toz kaldırdığını anlatmaktadırlar.

Dogonlar da Sirius’lu gezginlerin bir gün geri döneceğine inanmaktadırlar:

“Göklerde bir yıldız belirecek ve bu Nommo’nun yeniden dirilişinin işareti olacak.” der bir yazıt .


----

Dogonlar’ın Sirius siteminde Emme Ya adını verdikleri ve Nommoların gezegeni olduğunu söyledikleri üçüncü bir yıldızın varlığından bahsetmeleridir. Bunun Popola (Sirius B)’dan dört kez daha hafif olduğunu, yine Sirius B gibi 50 yıllık bir zamanda daha geniş bir yörünge çizdiğini ve her ikisinin çapları arasında bir dik açı oluştuğunu belirtiyorlar ve Emme Ya’nın bir de uydusu olduğunu söylüyorlar. Hakikaten de Dogonlar’ın Emme Ya’sı vardır ve o astronomlar tarafından ancak 1995 yılında keşfedilmiş olan Sirius C yıldızıdır! İşte bu Nommoların yaşadığı yıldızın keşfidir..

---

Nilüfer: Mayalar ve Dogonlar’ın sembol olarak kullandığı nilüfer eski Mısırlılar ve Hintliler’in nilüferinden farklıdı

---

4 ayrı insan ırkının birlikte yaşadığı ve ilk insanın doğduğu kıtanın, Mu kıtası, kutsal kadim deyişler ile Om kelimesi ile anılan yer olduğunu savunurlar.

----

Mexico City‘nin kuzeyinde yapılan kazılarda, Naga-Maya dili denilen bir dilde yazılan 2600 tablet daha bulunmuştur. Karbon 14 testi bu tabletlerin de en az 12.000 yıllık olduğunu göstermektedir. Bu görüşlere göre yeryüzünde insanın ilk ortaya çıktığı yer Mu kıtasıdır. Mu kıtası kuzeyden güneye 3000 mil, doğudan batıya 5000 mil kadar uzanan 3 ana kara parçasından oluşan dev bir kıta olarak bilinmektedir. Kıtanın iki büyük adası arasında büyük bir tuzlu bataklık bölgesi mevcuttur. Bunun yanında da bu büyük kıtanın çevresinde de belli takımadalar vardır. Günümüzde Polinezya, Mikronezya ve Malinezya takımadalarını oluşturan adalar, Şili’nin açıklarında bulunan Juan Fernandez adası ve Paskalya adası da, muhtemelen bu kıtadan arta kalan parçalardır.

------

Mu, dünya üzerinde 26. paralel civarında Mexico City, Mısır ve şu anki Tibet’in de bulunduğu 3 bölgede çeşitli koloniler kurmuştur ve bu koloniler de kıta haricinde 3 ana düşünce merkezinden dünyaya belli şekillerde yayılmaya başlamıştır. Dikkat ederseniz dünya üzerinde çıkan 3 büyük kültürün, Mısır, Maya-Aztek, Hint-Tibet kültürlerinin 26. paralel civarında olduğu görünür.

-----


Dünya üzerinde tüm önemli piramitlerin bulunduğu bölge 26. paralel ve yakınlarıdır. Mesela, Mısır’daki 3 piramit ve büyük piramidal kompleksler, büyük Maya ve İnka piramitleri, Kuzey Hindistan’da bulunan bazı piramidal yapılar ve Çin’de bulunan 400‘e yakın piramit hemen hemen aynı hat üzerindedir

------

Çin Halk Cumhuriyeti’nin sınırları içinde kalan Xian şehrine 100 km uzaklıkta Qin Ling Dağlarında M.Ö. 15.000 civarında yapıldığı düşünülen 300 metre yüksekliğinde dünyanın en büyük piramidi bulunmaktadır. Dünyadaki en büyük piramit Mısırdaki Keops değil, Çin’deki bu Beyaz Piramit’tir.

-----

Hopiler, Sirius yıldızından gelen atalarının okyanus ortasında büyük bir adaya yerleştiğini ve onların soyunun da, Nangoşe tarafından kurtarıldığını söylerler.

----

Örneğin Türkçe’deki Tepe sözcüğü Maya lisanında Tepek’tir

---

Bu çalışmalar sonrasında, çalışmalarından memnun kaldığı Tahsin Mayakon’un soyadını Mustafa Kemal, Tahsin Mayatepek olarak değiştirmiştir.

---

Tahsin Mayatepek’in ve James Churchward’ ın yaptığı araştırma sonucu bulananlar şunlardır.

1. M.Ö. 15.000 civarında Pasifik okyanusunda, deniz yolu ile uzak, ekvator iklimine yakın, insanların mutlu yaşadıkları, din kitaplarında cenneti temsil eden motiflerin, büyük şelalelerin, zehirli olmayan hayvanların, verimli düzlüklerin ve ovaların oluşturduğu çok verimli bir kıta vardı. Şu anda da olduğu gibi, bu kıta zaman zaman Okyanus tektoniği ve levha hareketleri yüzünden büyük deprem hareketlerine maruz kalırdı ve sonuçta kıta parçalara ayrılarak yok oldu.

2. Kıtada 4 ayrı insan grubu yaşardı ve onlar bu dünyaya bir başka ana vatandan geldiklerine inanırlardı. Anavatanlarının neresi olduğu tespit edilememişti. Hopi ve Dogonlar buna Sirius derlerdi. Fakat bunun gerçekliğini kanıtlayacak arkeolojik tablet ve gözlem bulunmamaktadır.

3. Mu kültürü, tek bir tanrıya tapar. Bu tek tanrıya güneş ile sembolize ederek Ra ismini verirlerdi. Mısır’daki Ra ile hemen hemen aynı özellikler gösteren, tek bir tanrıyı temsil ediyordu. Mu dil ve dininin esası ruhun ölümsüzlüğü ve bireyin yeniden doğması üzerine idi. Ra aslında güneş anlamına gelirdi. Daire tek tanrıyı simgelemek için kullanılan O veya tanrıyı sembolize eden bir işaretti. Yöneticilik ve aristokrasi, babadan oğula geçmez, kişiler, toplum içindeki başarı ve üretimi ile doğru orantılı bir şekilde seçilirdi. İnsanlar, yeniden doğuş, ruh göçü gibi inançlara sahip idi. Tahsin bey, Atatürk’ün ölümüne kadar Meksika büyükelçiliği görevinde kaldı. Kendisi, Maya’lar ve Türkler arasındaki ilişki ve bağlantıyı bulması için görevlendirilmişti.

 

-----

 

Nuh peygamberin veya Nuh adı ile anılan kişinin kozmik bir kişilik, bir kurtarıcı veya bir peygamber olmasından ziyade tüm toplumların bilinçaltına yerleşmiş olan bu felaketi temsil eden ortak bir sembol olduğu görülmektedir.

Hopiler ve Mayaların, Dogon’ların ve eski Çin yazıtlarının ortak söylemini, bunun ileride yeniden olacağı, insan ırkının çok daha büyük bir felaket ile yeniden karşılaşacağı kehanetidir.

 

------

 

Yanoguni adası günümüzün en ilginç tarihi kalıntılarından birine ev sahipliği yapmaktadır. 100×50x25 metrelik ölçülere sahip insan yapımı bir yapı bu adanın yakınındaki sularda, derinde yatmaktadır. Taş kalıplarının üst üste dizilerek yapıldığı hissini veren bir yapıya sahiptir. Bunun kayıp kıta Mu'ya ait bir parça olduğuna dair iddialarda bulunulmuştur. Bu yapının doğal bir oluşum olduğuna dair bir takım teoriler ortaya atılmıştır. Yapı 8bin yaşındadır ve o zamanki teknolojinin bunu gerçekleştiremeyeceği düşünülmüştür(Genel bir yanılgı sanırım). Fakat yapının içindeki düzgün koridorlar ve merdivenler bu iddiyaı geçersiz kılmıştır.

----

Yüksek enerjili fotonlardan oluşan büyük bir kuşak. 2012 yılında güneş sistemimiz tüm gezegenleri ile birlikte bu kuşağa girdiğinde dünyamızın ozon deliği onarılacak ve tüm yaşam 3. boyuttan 5. boyuta geçecek. İnsanların 2 sarmallı DNA'ları ikişerli olarak biraraya gelip 12 sarmallı bir DNA'ya sahip olacaklar. Bu olay sırasında tüm insanların chakra'ları açılacak ve duyuları ve algılamaları artacak. Herkes birbirinin düşüncesini okuyabilecek. Bu ilk önce kısa süren bir kaosa neden olacak fakat daha sonra herkes bir düşünce birliği halinde bir araya gelerek, önyargının, yalanın ve kötü düşüncelerin olmadığı bir ortama geçilecek. İnsanlar birbirinin auralarını görebilecekler. 12 sarmallı DNA'ya geçiş sonrası insanlarda hiçbir hastalık kalmayacak, hasta olanlar kendilerini ve birbirlerini iyileştirebilecekler. İnsanlar ölümsüz olacaklar. Ölüm olayı ise fiziksel dünya'da kalmaktan vazgeçip başka bir boyuta geçmeye karar verme şeklinde olacak. Yani, dünya'da geri kalanlar (kalmayı seçenler) ölmeye (başka boyut gitmeye) karar verenlerin ortadan bir anda kaybolduğunu görecekler. Fiziksel dünyamızda kalmayı seçen insanların ışık bedenleri olacak ve bu cennete benzeyen ışıklı dünyada çok güzel vakit geçirecekler. Fiziksel olarak 2000 yıl sürecek olan bu olay sonrasında foton kuşağı güneş sistemimizi terkedecek.
Foton kuşağı ilk kez ingiliz astronom Edmund Halley (1656-1742) yılında Pleiades takımyıldızlarını kuşatan gazımsı bir kuşak olarak gözlendi (Halley kuyruklu yıldızını da keşfeden astronom). Fredrick Wilhelm Bessel ise foton kuşağının dönüş hızını keşfetti (herbir yüzyılda 5.5 derece saniye). Jose Comas Sol Pleiades takımyıldızındaki güneş sistemlerini keşfetti. Paul Otto Hesse foton kuşağının kalınlığını saptadı (2000 ışık yılı). Güneş sistemimiz her 25.860 yılda bir Pleiades çevresinde bir tur dönmektedir. Yani, yaklaşık olarak her 12.500 yılda bir güneş sistemimiz bu foton kuşağının içine girer. Güneş sistemimizin foton kuşağının içindeki yolculuğu 2000 sene kadar sürer. Yani, foton kuşağından çıktıktan sonra tekrar foton kuşağına girmek için 10.500 yıl geçmektedir. Bu devrelerin alt devreleri de vardır ama üst devre 206 milyon yıl sürer.

Foton kuşağının kendisinin de aurası var ve ilk aura katmanına (enerji seviyesine) 1962 yılında dünyamız (ve tüm güneş sistemimiz) girmiş durumda. Yani şu anda foton kuşağının düşük enerjili ilk kısmının içinde bulunuyoruz. Dünya'mız ikinci enerji seviyesine ise 1987 yılında girdi. 2012 yılında üçüncü enerji seviyesine girmesi sırasında 110-144 saat (5-6 gün) boyunca karanlıkta kalacağız. Üçüncü enerji seviyesine (foton kuşağının kendisinin bulunduğu esas enerjili kısım) girildiğinde ise karanlık sona erecek ve artık hiç gece olmayacak yeryüzünde. Sırasıyla yazarsak:
1. gün: 21 Aralık 2012'de kör bölgeye giriş, tüm canlıların beden tipinin değişmesi, hiçbir elektrik aygıtının çalışmaması, tam karanlık
2. gün: Atmosfer basıncının düşmesi, herkesin kendisini şişmiş hissetmesi, Güneş'in yeterli ısıtamaması, dünya ikliminin soğuması (buzul çağı soğuğu)
3.-4. gün: Atmosferin şafak vakti gibi sönük bir ışıkla aydınlanması, foton etkisinin başlaması, foton enerjili aygıtların çalışabilir hale geçmesi, yıldızların yeniden gökyüzünde belirmeleri.
5.-6. gün: 24 saatlik gündüz devresine giriş, kör bölgeden çıkıp ana foton kuşağına giriş, tüm canlıların güçlenip zindeleşmeleri, dünya ikliminin ısınması, foton ışınıyla çalışan gemilerin uzayda yolculuk yapmaya başlaması, telepati, telekinezi gibi psişik yeteneklerin ortaya çıkışı (uyanış, süperbilinç).
Kısaca, foton kuşağı dünya'daki tüm yaşam için çok büyük bir faydası olan, yüksek enerjili fotonlardan oluşan devasa bir kemer. Güneş sistemimiz bu kuşağa girdiği zaman tekrar çıkması 2000 sene sürecek. Foton Kuşağı (Manaşik Halka) kendi etrafındaki dönüşünü 25.860 yılda bir tamamlamakta ve güneş sistemimiz her bir 10.500 yılda bir foton kuşağına girmekte. Foton kuşağı torus şeklinde (araba lastiği biçiminde) bir kemer ve bunun kalınlığı (çapı değil, kemerin kalınlığı) 2000 ışık yılı. Önemli bir husus elektrikli hiçbir aygıtın ise foton kuşağına girildikten sonra hiçbir şekilde çalışmaması. 2000 yıl boyunca sürecek olan safhada elektrik enerjisi ile çalışacak araca ihtiyaçta olmayacak zaten. Çünkü süperbilinç halinde olma hali ve foton enerjisi kullanabilecek teknoloji ile elektrik enerjisini kullanmaya ihtiyacımız olmayacak.
Foton kuşağı (Photon Belt) konusunda daha detaylı bilgi için Virginia Essene'nin "Galaktik İnsan" kitabını tavsiye edebiliriz.


----

Bu inanışa göre bu geçiş gerçekleşirken 3-4 gün boyunca tamamen karanlık veya aydınlık olacak, elektronik hiçbir alet çalışmayacak

----

Bu iddia ilk önce 1992 yılı diye ortaya atılmış. 1992 yılında bir şey olmadığında "Daha geçmedik 5 Mayıs 1997 olsun" şeklinde değiştirilmiş. O zaman da bir şey olmayınca biraz daha ileri bir tarihe (Mayaların Marduk'la buluşmasıyla kesiştirerek) 2012 demişler. Tabi bunu söyleyen bilim adamları değil boş beleş hurafeciler. Bilim adamları tabi ki bir foton kuşağından geçeceğimizi biliyorlar ve söylüyorlar. Hatta bu her 11,000 yılda bir zaten gerçekleşen bir şey. Ama tabi zamane popüler kültürü saldıracak yer arıyor ve o yüzden bu olayı dramatikleştirmeye çok meraklı.

----

'İblis ve ordusunun insanlığı ele geçirme ve Dünya gezegenini kontrol altına alma projesi: Anti-krist(Deccal), Sahte Deccal, İblis'in elçileri(medyumlar), Yeniçağ hareketi(dini), ışık işçileri, yeni enerji, eski enerji, reankarnasyon, boyut atlama, Ruh enerjisi(şeytani enerji), Büyük Ruh(İblis), Baş melek Mikail(melek Mikail postuna bürünmüş İblis), Uzaylılar(şeytanlar-cinler), Birin oğulları(İblis'in oğulları), Ruhsal hiyerarşi(İblis'in ordusu), Dünya cenneti, Altın çağ, Matrix filmi, Yüzüklerin efendisi filmi, Foton kuşağı vs'

----

İblis ve ordusunun avlama yöntemlerinin esası şudur:

1. Allah'tan çalınmış gerçeklerden yalan bir bina inşa etmek.

2. Hakla(gerçekle), batılı yer değiştirmek, karanlığı ışık, ışığı karanlık yapmak.

3. Yalan ve yaldızlı sözlerle, insan hissiyatını okşamak. Allah'ın, kendisine teslim olanlara ve elçilerine vaat ettiği kurtuluş, müjde ve lütuflarını, kendisine teslim olan yandaşlarına vaat etmek.

4. İnsanların gururunu okşayarak hayallendirmek.

5. Yular taktıktan sonra da, insanın kendisinin melek boyutunda olduğunu veya ilah(tanrı) olduğunu telkin etmek. "Foton kuşağı", karışık ve "bulanık propaganda"sı da bu çerçevede bir manipülasyondur.

-----

Foton kuşağı" iddiasında bir gerçeklik şu olabilir:

Allah, Kur'an da iki saatten söz ediyor. Birinci saat, (kıyamet). İkincisi ise daha yaygın ve uğrayıcı saat, (evrenin yeniden yaratılmak üzere çöküşü-fiili kıyamet). Birincisindeki önemli alametlerden birisi de, Güneş'in batıdan doğması, gecenin ve gündüzün normal dışı uzaması olarak zikredilir. Kur'an da şöyle ifade edilir:

O Allah ki Ondan başka ilah yoktur. Dünya'da da, Ahirette de Hamd(övgü) Ona'dır. Ve hüküm Onun'dur, dönüşte Ona'dır.

De ki: "Görmüyor musunuz, Allah, geceyi, üzerinize kıyamete kadar devamlı kılsa, Allah'tan başka hangi ilah, size ziyayı(ışığı) getirecektir, işitmiyor musunuz?"

De ki: "Görmüyor musunuz, Allah gündüzü üzerinize kıyamete kadar devamlı kılsa, Allah'tan başka hangi ilah, size dinleneceğiniz geceyi getirecektir. Anlamıyor musunuz?"

 

-----

 


İbni Abbas'tan şöyle rivayet edilir:

Allah
'ın, kölelerini tövbeye çağıracağı vakit geldiğinde, yeryüzünde günahkarlar ve günahlar çoğalır. Hayırlı işler işleyen kalmaz, yeryüzünde kötülük çoğalır ve yayılır. Kötülükten men eden de kalmaz. Yeryüzünün hali bu şekli aldıktan sonra, Güneş ve Ay, üç gün doğmaktan alıkonur. O gecenin uzunluğunu, ancak geceleri ibadet edenler bilirler. O zaman, İslam yurtlarının her birinde, böyle gece ibadet edenlerden az sayıda bir topluluk kalmış olur.

Yeryüzünde yaşayanlar, Güneş'in ve Ay'ın adet üzere doğduğu yerden doğacağını beklerken, kafalarının arka tarafından batıdan doğduklarını görürler. Simsiyah ve tortop olarak doğan Güneş ve Ay, tutulma sırasında olduğu gibi ışıksız ve nursuzdur. Bunun üzerine, yeryüzünde yaşayanlar, bağırıp çağırmaya başlarlar. Herkes karşılaştığı bu dehşetli hal ile meşgul olur.


Bunun üzerine, Übey bin Ka'b şöyle der:

"Ey Allah'ın elçisi! Anam, babam sana feda olsun, bundan sonra Güneş ile Ay'ın ve Dünya ile halkının hali ne olacaktır?"

Allah'ın Elçisi, Ka'b'e şu cevabı verir:

"Ey Ubey, Güneş de, Ay da bu hadiselerden sonra, tekrar aydınlık ve nur giysilerini giyerek, eskiden olduğu gibi doğacak ve batacaklardır. İnsanlara gelince dünyalarını onarmaya başlarlar. Kanallar kazarlar, ırmaklar akıtırlar, yapılar yaparlar. Fakat Dünya'nın ömrü kısa olup; sur'un üfürülmesi(fiili kıyamet) ile Güneş'in batıdan doğmasına kadar geçen müddet, yeni doğan bir at yavrusunun binilecek kadar büyümesi için kafi gelmez."

Kaynak: Taberi, Milletler ve Hükümdarlar Tarihi, C.1, MEB Yy.

 

-----

Yine internet üzerinde Başbakanlık arşivlerinde görevli İskender Türe’nin bir yorumu olarak Ye’cüc ve Me’cüc’ün uzaydan gelecekleri ve Zülkarneyn’in de o devirde aslında Melekler tarafından uzayda seyahat ettirildiği, yaptığı setin de o belirtilen elementlerle bir manyetik alan oluşturarak bir gezegenden diğer gezegene saldırıların önünü kestiği şeklinde bilgilere rastladım.

----

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !